Kimler Çevrimiçi |
SOĞUCAK YERİNE METRİSYayınlayan Ziyaretçi 08.07.2008 (233 okuma)Paşa yaz tatiline hazırlanıyordu. Soğucak’taki ( Kuşadası) evini temizletmiş, elektrik işlerini de yakın bir dostuma yaptırmıştı. Bildiğim kadarıyla bazı ”Taraf’lı yayın organlarında bahsedildiği gibi yurtdışına kaçmayı düşünmüyor, kaçmasını gerektirecek bir durum da bulunmuyordu. Aslında orgeneralliğe kadar yükselmiş bir askerin aldığı eğitim ve yaşadığı tecrübelerle vatanını aşk derecesinde sevmesinden başka bir durumda bulunması da söz konusu olamazdı. Tolon Paşa da bütün askerler gibi katıksız bir Atatürkçü, dürüst bir cumhuriyetçi ve Türk inkılaplarının şaşmaz bir savunucusu olabilirdi ancak. Ege ve 1. Ordu komutanlıklarında bulunmuş, yıllarca vatanına sadakatle hizmet etmiş, şerefli bir komutandı Tolon Paşa. Ümraniye bombalarıyla başlayan soruşturma çerçevesinde Eruygur Paşa ile birlikte ” Cebir ve şiddet kullanarak hükümeti ortadan kaldırmakla “suçlanarak tutuklandı ve Metris Cezaevine kondu. Soğucak yerine Metris Neye niyet, neye kısmet. Paşa bunu hak ediyor muydu? İtham edilen suçları gerçekten işlemiş olabilir miydi? Bekleyip göreceğiz. Elbette adalet terazisinin şaşmadan tartmasını beklemek demokrasinin erdemine inanmış her vatandaş gibi benim de en büyük dileğim. Sorguda Paşa’ya neler soruldu? Paşa’nın cevapları neler oldu elbette bilemiyoruz. Mustafa Balbay’ın televizyon ekranlarından soruşturmanın seyri hakkında verdiği bilgilere de bakınca doğrusu elem duyuyor insan. Bir yıldır sürdürülen ve mahkemeye bir türlü sunulamayan iddianamenin bir an önce tamamlanarak yargılamanın başlaması, adaletin hızlı işlemesi vatandaş olarak herkesi rahatlatacaktır. Çünkü vatandaşın kafası karışıktır. Gerçekleri bütün çıplaklığıyla görmek istemektedir. Diğer taraftan geciken adalet de adaletsizlikleri beraberinde getirebilir. Sözgelişi beraatle sonuçlanabilecek davanın sanıklarında tutukluluklarından doğabilecek travmaların telafisi yoktur. Bakın bir yıldır tutuklu olan Kuddusi Okkır’ın mahkumiyetini şu an kim iddia edebilir. Okkır suçsuz bulunursa onun hakkını kim, nasıl ödeyebilir? İdam edildikten sonra “ Pardon özür dileriz, suçu yokmuş “ demenin manasızlığı vefat eden şüpheli Okkır veya diğer şüpheliler için de geçerlidir. Basın yayın organlarının meselelere bakış açısı da çok manidar. Konulara ve olaylara öyle bodoslama giriliyor ki; sonuca, herkes kendi kafa yapısı ve dünya görüşü çerçevesinde ulaşıyor ve hemen hükmünü veriyor. Baksanıza daha henüz yargılama başlamadan bazıları hüküm tesis ettiler bile. Bu yasalarla suç olmasına rağmen yargıya müdahale anlamına gelmiyor mu? Yoksa yasalar bazıları için geçerli değil mi? Meselelere at gözlüğüyle bakmak gerçekleri görmeye engel olmaktadır. Ve bu keskin bir kutuplaşmayı beraberinde getirmektedir. Eskiden kahvehaneler siyasi kimliklerin ayırd edidici unsurlarıydı. Şimdi de TV, radyo ve gazeteler aynı durumda. Bana “Gazeteni söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.” Diyecek kadar belirgin bir siyasi aymazlık taşıyor gazeteler. Ve soruyorum: Hani Basın, Ahlâk Yasası? Hani Basın Meslek İlkeleri? Basın yerinde duruyor ama ahlâkı arada bulasın.
|
Oturum Aç |
|||||||||||